"Afrika aşılanmadan pandemi bitmez"

"Afrika aşılanmadan pandemi bitmez"

Dünya Sıhhat Örgütü (WHO) ilk olarak Cenup Afrika’da tespit edilen yeni varyant B.1.1.529’u ‘kaygı verici tür’ olarak sınıflandırdı ve Omicron olarak adlandırdı. Sıhhat Bakanı Fahrettin Koca, Omicron varyantı sebebiyle Botsvana, Cenup Afrika Cumhuriyeti, Mozambik, Namibya ve Zimbabve’den Türkiye’ye gezi edilmesine izin verilmediğini deklare etti. Son olarak Bakan Koca Omicron varyantının Türkiye’de görülmediğini Delta varyantın daha yoğun bulunduğunu söylemiş oldu.

Virüsün mutasyona uygun bulunduğunu ve Türkiye’de de taşınmadan kendiliğinden de Omicron varyantının oluşabileceğini vurgulayan İzmir Yazman Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Mustafa Kemal Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, “Bildiğime göre vatanımızda bu varyant yok fakat süratli yayılıyor ve ülkeye girmiş olabilir. Varyantın bir yerden bir yere taşınması koşul değil. Varyantlar mutasyon havuzu yoğun olan ülkelerde kendiliğinden de çıkabilir. Şu anda da Omicron varyantının Afrika’dan Avrupa’ya taşınmadığı, Afrika’dan ilkin Avrupa’da çıkmış olduğu iddia ediliyor. Virüs mutasyona uygun. O ülke sınırları içinde taşınmadan da oluşmuş olabilir. Delta ve Alfa varyantında da tüm önlemler alınsa da Türkiye’de çıktı. Hatırladığım kadarıyla bu varyantlarda dışarıdan gelen şahıs ya da kişiler tarafınca yayılmış olduğu ile ilgili bir argümanımız yok. Virüsün doğasında olan bir şeyin taşınması koşul değil” ifadelerini kullandı.

‘VİRÜSÜN AŞIDAN KAÇABİLME POTANSİYELİ VAR’

Covid-19’un doğasında sık mutasyon geçirme ve yeni varyantların bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Şener, Omicron varyantının da bunlardan bir tanesi bulunduğunu dile getirdi. Virüsün aşıdan kaçabilme potansiyeline sebep olacak bir varyanta dönüşme olasılığının bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Şener, “Bu süratli değişimleri ilk olarak Delta varyantında yakaladık. Delta varyantı, bilhassa S proteinine yakın bölgelerde süratli yayılan ve bulaşan bir formata döndü. Omicron varyantında ise bilhassa S protein bölgesinde Delta varyantında olan değişimden kat kat fazla değişiklik ortaya çıktı. 30’dan fazla bölgede genetik değişiklik var. Virüsün vücuda girmesini hızlandıran ve virüsün süratli çoğalmasını elde eden genom bölgesi burası. Süratli çoğalmayla beraber Delta’dan daha bulaşıcı olma olasılığı yüksek. Fakat klinik yansımasını tam bilmiyoruz” dedi.

‘SINOVAC VE TURKOVAC KURTARICI OLABİLİR’

Varyantın aşıdan kaçma özelliğiyle ilgili hala bazı sual işaretleri bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şener, Omicron varyantına karşı Sinovac ve Türkovac’ın daha kuvvetli antikor oluşturabileceğini belirtti. Prof. Dr. Şener, “Aşıların koruyuculuk yelpazesini S proteinine karşı oluşan antikora gore bakıyoruz. S proteininde bu kadar ciddi değişiklik var ise yaygın uygulanan aşılarda antikordan kaçma potansiyeli olabilir mi? Bu hücresel düzeyde laboratuvar ortamında denenmeye başladı. Buradan çıkan hipoteze gore tüm mRNA aşıları standart olarak S proteinine karşı antikor oluşturuyor. Fakat Sinovac ve Türkovac şeklinde inaktif aşılar yalnız S değil bununla birlikte M ve N proteinine karşı antikor oluşturuyor. Ülkeler teknik olarak ihtimaller içinde varyantlara yönelik aşı türünü artırıyor. Türkiye’nin hem S hem N proteinine karşı antikor yanıtı oluşturan bir aşının yaygın kullanımına yönelik hazırlık yapmış olması bizim buna yönelik iyi bir planlama yaptığımızı gösteriyor. Dolayısıyla Omicron varyantına karşı Sinovac ve Türkovac’ın daha kuvvetli antikor oluşturacağını söyleyebiliriz. Omicron’un yaygın görüldüğü ülkelerde, daha etkin aşılar gelinceye kadar, inaktif aşılar kurtarıcı olabilir” açıklamalarında bulunmuş oldu.

‘DELTA VE OMICRON VARYANTINI YAKALAYAN BİR TEST KULLANIYORUZ’

Omicron varyantının Delta varyantında olduğu şeklinde orijinal hastalıktan daha ağır bir tabloya sebep olmadığını belirten Prof. Dr. Şener, “Bu varyanttan etkilenen hastaların bir kısmı aşılı olduğundan koruma yelpazesi var. Hong Kong’daki iki hastanın mRNA aşısı ile aşılandığını biliyoruz. İki hasta da dördüncü PCR testi pozitif çıkmış doğrusu ilk testlerde negatif çıkmış. Bunu öngörerek DSÖ teknik bir rapor yayınladı. Bilhassa Spike (S) başak protein bölgesindeki ilgili genom dizisini yakalamayan PCR testlerinin bu hastalıklarda tarama amacıyla kullanılması uygun değil. Türkiye’de bu şekilde bir kontrol kullanılmıyor. DSÖ’nün önerilmiş olduğu testi doğrusu Delta ve Omicron varyantını yakalayan bir kontrol kullanıyoruz” dedi.

‘AŞI MÜCADELENİN MERKEZİNE OTURTULMALI’

Tüm varyantlara karşı en etkili koruyuculuğun önlemlerle sağlanabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Alper Şener, varyantların hiçbirinin maske, mesafe ve el hijyeninden kaçamadığına dikkat çekti. Türkiye’de salgının başından beri aşı ve öteki ilaçlar olmadan da önlemleri ön planda tutarak koruma yelpazesinin maksimum düzeyde tutulduğunu kaydeden Şener, “Türkiye şeklinde ülkeler ve dünyanın genelinde, Delta varyantı yüzde 95’ten fazla etkin. Elimizdeki aşılar Delta varyantına karşı yüzde 90’larda koruyuculuk sağlıyor. Bu yüzden bir an ilkin aşımızı ve hatırlatma dozunu olmamız lazım. Almanya ve Avrupa’daki temel sorun hatırlatma dozuna geç geçmelerinden kaynaklanıyor. Almanya’da günde 70 bin olgu oluyor. Bunun temel sebebi 3’üncü dozu önemsemeyip geç başlamaları. Aşıları bu mücadelenin tam merkezine oturtmamız lazım. Maske, mesafe, el hijyeni ve aşı eğer olmazsa olmazımız. Birileri çıkıp bu aşı etkinliğini yitirdi, demediği sürece mevcut aşılar 90 civarında koruyuculuk sağlıyor. Yüzde 90 oranında hastaneye yatışı önlüyor. Yüzde 99 oranında ölümü önlüyor, aslına bakarsanız bir aşıdan daha çok bir sayı beklenmez” ifadelerini kullandı.

‘AFRİKA AŞILANMADAN PANDEMİ BİTMEZ’

Türkiye’de belirli aralıklarla varyant taraması yapıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Şener, “Hepimiz müsterih olsun bu varyant vatanımızda görüldüğü anda o bölgede sınırı olan tutmak için hastanın izolasyonu, hastanın karantinaya alınması şeklinde ek önlemler getirilebilir. Bunların aynısını öteki varyantlarda yaşadık. Tedirgin olmanın ya da paniğe kapılmanın bir anlamı yok. Yaşamı devam ettirecek düzeyde aşılama oranını yüksek tutmalıyız. Aşı adaletsizliği ve aşıya ulaşamamanın etkili olduğu Cenup Afrika, Hindistan ya da Brezilya şeklinde ülkelerde yeni varyantların ortaya çıkması bir rastlantı değil. Türkiye’de de iki değişik etkin aşı ve yerli aşıya rağmen hala aşılanmakta direnen bir grup var. Bu grup varyantın en oldukça sevilmiş olduğu popülasyon. Aşılanma yüksek olsa kendi içimizde varyant çıkma potansiyelini düşüreceğiz. Yüzde 95’i aşılanmamış ülkelerde bu varyantların ortaya çıktığını görüyoruz. Bilhassa Afrika aşılanmadan pandeminin dünya genelinde biteceğini düşünmek bence bir hayal” diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.